• The Economist Gözünden Türkiye ve Kürtler

     • 01/09/2011

    İnsan­lar acaba benim için ne düşünüyor?” sorusu­nun cev­abı bir çok kişi için bir merak konusudur. Birey olarak değil ama devlet olarak bu soru­nun cev­abını bul­mak gazete manşet­leri ile çok daha kolay. Nasıl ki Wikileaks’ın ABD iç yazış­malarını sağla­ması ile bir bakıma ‘evimize gelen mis­afirin’ Türkiye hakkın­daki görüş­lerini öğrenebildiy­sek, gazete manşet­leri ile de başkalarının Türkiye değer­lendirmelerini öğrenebiliyoruz.

    Bu yazımda The Econ­o­mist der­gisinin Türkiye ve Kürtler ile ilgili son yayın­ladığı, “Savaşa Bir Şans Ver­mek” başlıklı ve “Kürt şid­detindeki dal­galan­maya Türkiye’nin yanıtı hızlı ve sert oldu” alt başlıklı yazıyı Türkçe’ye çevire­ceğim. Yazının orji­nal haline The Econ­o­mist web say­fasın­dan ulaşa­bilirsiniz.

    Aşağı­daki yazıyı oku­maya başla­manız­dan önce bir hatır­latma yap­mak istiy­o­rum. Aşağı­daki yazıyı pay­laşıyor olmam, benim de bu düşüncelere sahip olduğumu ya da olmadığımı göster­miyor. Benim amacım: “Bakın Türkiye hakkın­daki yorum­lar da bun­lar” demek.

    Havan topları boğuk bir güm­bürtüyle Kürt kon­trolün­deki Kuzey Irak’ı Türkiye’den ayıran çorak dağlar arasında yankılanıyor. Bir bölük zırhlı araç sınırda devriye gez­erken, Türk F-16 jet­leri hede­flerinin — ayrılıkçı kürt işçi­leri par­tisinin (PKK) — üzerinden çığlık atarak geçiyor. Yakın bir tepede kimisinin oğlu Türk ordusunda asker, kimisinin Irak’ta PKK’lı olan yüzlerce Kürt barış annesi oğulları için nöbet tutuy­or­lar. Türkiye hava saldırısını dur­du­rana kadar aşağıya inmeye­cek­lerini söylüy­or­lar. Ordu, protesto­lara katıl­mak isteyen bin­lerce Kürdü içeren otubüs­leri dur­du­ruyor ve dar dağ yol­larında trafiği felç ediyor. “Onlar PKK tarafın­dan kul­lanılıy­or­lar, buna izin ver­meye­ceğiz.” diyor taş suratlı bir onbaşı.

    Sah­neler uğur­suzca 3000 Kürt köyünün boşaltıldığı ve yok edildiği, muhal­iflere işkence ve yargısız infazın yaygın olduğu 1990’lardaki en kötü aşırılık­ları hatır­latıyor. Türkiye’deki 14 milyon Kürt için, özel­likle 2002’den beri Türkiye’yi yöneten Recep Tayyip Erdoğan’ın muhafaza­kar Adalet ve Kalkınma (AK) Par­tisi zamanında, hayat daha iyiye gitti.

    Erdoğan devletin Kürtlere tutu­mundaki hata­ları kabul eden ilk Türk lider. Bir takım çığır açan reform­larla, AK[1] Kürt­lerin uzun zamandır yasaklı olan ana dil­leri üzerindeki kısıt­la­maları hafi­fletti, onların yok­sul böl­ge­sine para akıttı ve PKK’nın hapis­teki lid­eri olan Abdul­lah Öcalan ile gizli görüşmeler başlattı. Görü­nen o ki 2009’da isyancıları[2] silah­sı­z­landır­mak için bir anlaşma yaptılar.

    Bu bir dizi ölüm­cül PKK saldırısın­dan sonra çöktü. Hükümet, 12 yıldır par­mak­lık­ların arkasında olmasına rağ­men PKK üzerindeki hakimiyetini çokça koruyan, Öcalan[3] ile görüşm­eye devam etti. Ama her şey geçen ay isyancıların şid­deti yük­seltmesiyle ve 40’tan fazla asker ve polisin ölme­siyle değişti.

    PKK Çukurca’nın bir köyüne 9 askeri öldüren bir kara­mayını yer­leştirdiğinde, olay­lar bir dönüm nok­tasına geldi. Sabrının tük­endiğini belirten Erdoğan, Kuzey Irak’taki PKK hede­fler­ine hava saldırısı emri verdi. Ordu, operasy­on­ların başladığı 17 Ağus­tos tar­i­hin­den itibaren 100 isyancının öldürüldüğünü iddia ediyor. PKK sadece 3 adamını kay­bet­tiğini söylüyor. Başıboş bir Türk bom­basının ikisi bebek 7 Irak Kürt vatan­daşının öldürdüğünü rapor edilmesin­den sonra bir tartışma pat­lak verdi. Ordu, parçalan­mış ceset görün­tü­lerini PKK pro­pa­gan­dası olduğunu belirterek red­detti. Ama, Irak Kürt­lerinin yarı bağım­sız yer­leşim böl­gesinin başı olan Mesut Barzani ısrarla iddi­aların gerçek olduğunu söyledi ve kızgın bir şek­ilde Türk saldırısının acil olarak dur­ması için çağrıda bulundu.

    Türkiye’yi PKK’ya karşı destekleyen Amerika (isyancılar üzerindeki uydu isti­h­baratını pay­laşıyor) gergin­leşiyor. Türkler ve Irak Kürt­leri arasın­daki değişken ilişkiler[4] Amerika’nın Irak’ı sorunsuz[5] tutma arayışı için çok kri­tik. Ama Türkiye saldırıların devamı konusunda ısrarlı.

    Türkiye ne başar­mayı umut ede­bilir? Muhteme­len, çok da bir şey başara­may­a­cak. Irak’a önceki akın­lar PKK kam­plarına zarar ver­mişti ve bir çok isyancıyı öldür­müştü. Ama isyancılar sayıları daha da artarak geri gelm­eye devam ettiler. Koor­di­nasyon eksik­liği ve asker-polis arasın­daki güven­si­z­lik yardımcı olmuyor. Erdoğan sıkça Kürt mese­lesinin sadece askeri olarak çözüle­meye­ceğini kabul etti ve reform­lara devam sözü verdi. Başbakana yakın yetk­ililer, onun Kürt­lerin bit­mek bilmeyen tale­p­lerinden bık­tığını söylüyorlar.

    Kürtler bu çık­mazın tama­men Türkiye’nin hatası olduğunu söylüy­or­lar. Hazi­ran­daki genel seçim­lerinde Kürt yan­lısı BDP par­tisin­den seçilen 35 mil­letvek­ilin­den biri olan Ayla Akat Ata ısrarla “Toplum­dan dışlan­mış kişiler gibi davranılıyoruz.[6]” diyor. 6 mil­letvek­ili arkadaşı, çoğu terör suçun­dan, hapis­teler. BDP, hükümet onları serbest bırakan yasal düzen­lemeleri yap­maya yanaşana kadar meclisi boykot ediyor. AK döne­minde belediye başkan­ları da dahil olmak üzere en az 3500 Kürt yan­lısı hapsedildi. Onları PKK’ye bağlayan kanıt­lar arasında poşu[7] ve isyancıların cenazeleri arasında katıl­mak var.

    BDP’nin istek­leri arasında; bölge­sel özerk­lik, Kürtçe dilinde eğitim, PKK’lılar için af ve sadece Kürt­leri değil aynı zamanda tüm mühal­ifleri hapse tıkan yasalara son ver­ilmesi var. Erdoğan yeni anayasa taslağına başlarken, bu tale­p­lerin bir kıs­mını yer­ine getire­ceğine dair söz ver­mişti. Üst düzey bir Türk güven­lik yetk­il­isi, bütün bun­ları yer­ine getirse bile şid­detin son bulup bul­may­a­cağının kesin olmadığını söylüyor.

    PKK gerçek mağ­duriyetler­den besle­nen yerli bir hareket olarak başladı. Ama zamanla orga­nize suçlarla ve savaş­tan kar elde eden, devam etmesini isteyen Türk güven­lik güç­lerindeki hain­lerle bağlan­tılı halen gelen, Avrupa ve Orta Doğu’yu kap­sayan kar­maşık bir ağ haline geldi. (Hem Amerika hem de Avrupa Bir­liği PKK’nın bir terörist orga­ni­za­syon olduğunu belirtmiştir.)

    Suriye ve İran uzun süre PKK’yı Türkiye’ye karşı kul­landılar. Türk isti­h­barat kay­nakları Çukurca saldırısının Süriye’li bir PKK komu­tanı olan Fehman Hüseyin tarafın­dan emredildiğini iddia etmek­te­dir. Bir başka önemli isim; Kuzey Irak’taki üst düzey PKK yöneti­cisi olan, ılımlı olarak görülen, Türkiye’ye ile yapılan ama şimdi fonksiy­onunu yitiren anlaş­mada aracılık eden Murat Karayılan kayıp. Yaygın söy­len­tilere göre İran’ın elinde. Spekülasy­on­ların arasında bir gerçek öne çıkıyor: Kürtler ve onların prob­lem­leri uzun bir süre daha mev­cut olacak.

     

    [1] Türkiye’de AKP olarak kul­lanılan kısaltma, The Econ­o­mist der­gisinde AK olarak kullanılıyor.

    [2] Türkiye’de teror­ist ifadesini kul­lanırken, The Econ­o­mist isyancı ifadesini kullanmış.

    [3] Türkiye’de teror­ist başı ifadesi kul­lanırken, The Econ­o­mist aynı Erdoğan’da kul­landığı ifadeyi yani Mr. ifadesini kul­lan­mış burada. Metinde “Mr. Öcalan” olarak geçiyor.

    [4] “değişken ilişk­iler” olarak çevirdiğim alan, metinde “fit­ful entente” olarak geçiyor.

    [5] Burada aslında sta­ble kelimesi kul­lan­mış. ‘Stable’ın Türkçe karşılığı ‘kararlı’ demek. Ben cümle itibariyle daha uygun ola­cağını düşündüğüm için ‘sorun­suz’ kelimesini seçtim.

    [6] Metinde Ayla Akat Ata’nın cüm­leleri şu şek­ilde geçiyor: “We are treated like pariahs”.

    [7] Metinde geçen “che­quered Palestinian-style scarves” kelimelerin direk karşılığı “damalı Filistin-stili eşarp” demek. Ama burada anlatıl­mak iste­nen poşu olduğu için çeviriye direk poşu olarak yazdım.

    About